25 Aralık 2011 Pazar

Senin için yazdım bunları.

Şarkı


Bazen bir şey, oturuyor ya tam burana. Tam o göğüs kafesinin üzerine böyle. Hani çok koştuktan sonra su içince acır ya,öyle acıyor. Sonra geçmiyor.. Geçmiyor.. Belki aylar geçiyor ama o geçmiyor. Kanser gibi. Sürekli var.
Her biriyle tanıştığında, hatırlatıyor kendini.. Kapı çalınca acıyor , telefon çalınca acıyor..
Bekliyorsun ama olmuyor. Beklediğin gelmiyor, daha acıyor.  Sonra birisi gidiyor, yayılıyor yine kanser gibi.. Her gün daha halsiz, daha yorgun ve daha mutsuz oluyorsun. Gün geçtikçe ölüyorsun da,sonunda ölmüyorsun. Tek farkı bu kanserden. Bir de tedavisi yok.
Zaman da hiçbir şeyi çözmüyor. Sadece unutuyorsun.
Sonra bir yere oturup ağlıyorsun. Ağlıyorsun çünkü ağlatıyorlar.. Ağlamasan keşke.. Ağlarken çok çirkin oluyoruz hepimiz.
Ne yaparsan yap, o göğsündeki geçmeyecek. Ve acısı, tanıştığın insanların sayısıyla doğru orantılı artacak.
Bu yüzden, yalnız insanlar daha mutsuz değil. Daha az acı çekiyorlar. Kimse gitmiyor çünkü..


“ Herkes herkesi terk etti uzun zaman önce.”

Deniyor bir de bir oyunda..

24 Aralık 2011 Cumartesi

Çok sevdiğim insanları kaybetmekten bu denli korkmasaydım, herhalde sarılırken bu kadar sıkmazdım..

O kadar zaman geçti,o kadar insan girdi hayatıma,o kadar yazı yazdım..Ancak hâlâ bir yazıya nasıl başlanır bilemiyorum.. Hiç değişmeyeceğim sanırım.
Emin değilim ama,galiba hiç akıllanmıyorum ben.
Zaten çok akıllı olunca da hoş olmuyor ki.

Keşke diyorum bazen kendimi biraz sevseydim.Ve bu kadar mütevazi görünmeseydim. O zaman sen de severdin belki beni.

Bir de,sarılmak güzel şey.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Herkesin hikâyesine benziyor hikâyem ancak dinlesen, diyeceklerim çok farklı diğerlerinden. 

Benim ellerim hep üşür sen yokken ve hep nefesin tıkanır. Sen varken ise dilim dolanır .

Tütsü henüz yakıldığında çıkan koku gibi sözlerin. Ağır ve baş döndürücü. Ayrıca yüksek sesle dinlenen müzik kapatıldığındaki gibi de huzur verici. Öyle tuhafsın ki, hem zehir, hem panzehir. Ağlatan ve güldüren.. 
Ay ve gün, gündüz ve gece,birlikte. 


11 Kasım 2011 Cuma

Hayatımda yeni bir sayfa olarak bugün;

  • Bugün;
  • Yaktığım hiçbir kibrit yanmadı.
  • En sevdiğim vanilyalı tütsüm bitmiş.
  • Ellerim de buz gibiydi kimse tutmadı. 
  • Başım ağrıdan patlayacak gibi.
  • Aslında kimseye dayanamadığımı 'yeniden' öğrendim.
  • Ya da onlar bana dayanamadı. 
  • Dayanılmaz olduğum doğrudur. 
  • Gözyaşlarımdan önümü göremedim .
  • Çok güzel şarkılar buldum hepsi ağlamalık. 
  • Yine kimseye anlatamadım derdimi. 
  • Oysa onlar hep 'ben burdayım,dinlerim' derdi. 
  • Tekrar tekrar aşık olmadım .
  • Kaçmak kolay geldi 
  • Ne istediğimi öğrenemedim .
  • Sövmede yeni bir çığır açtım. 
  • Telefonu açmayı unuttum.
  • Kanalı değiştirmeye üşendim
  • Bazılarının, yalan söylemiyor olmasını umdum. Çok içten . 
  • Rüyamda evden kaçıyordum,sonra annem gelip 'ben evden gidiyorum ama sen de bir daha eve gelmezsin umarım' diyordu. Ağlıyordum .
  • Uyandığımda bu şarkıyı söylüyordum 
  • Arkama bakmadan kaçasım geldi,ama kendimi tuttum. 
Ellerim hâlâ üşüyor . 

6 Kasım 2011 Pazar

Adımadım-adım adım-adı madım ..

Bazen, bir şey oluyor, bir şeyler yanlış oluyor. Bir şeyleri yanlış yapıyorsun,yanlış kelimeler kullanıyorsun,yanlış tanımlar.. Yanlış insanlar alıyorsun hayatına, yanlış şeyler yapıyorsun. Yanlış zamanda yanlış yerlere gidiyorsun , yanlış kişiler.. Yanlış saatte uyanıyorsun, beş dakika daha erken uyansan,otobüsü kaçırmayacaktın. Yanlış saatte yatıyorsun, sekiz dakika daha geç yatsan o'nun aradığını görecektin ve konuşacaktınız. Belki buluşurdunuz, sonra bir dahaki sefer için söz verirdiniz, başka sefer o senden hoşlandığını düşünmeye başlardı ve sonra belki elini tutardın. Sonra o seni öperdi..  Ama uyudun işte. Yanlış zamanda.
Yanlış kitabı okuyorsun bazen. Yanlış fikirlere kapılıyorsun..Yanlış gruplara üye oluyorsun yanlış yerlere gidiyorsun hata yapıyorsun .
Sonra pişman oluyorsun. Çok ağlıyorsun belki ya da hiç ağlamıyorsun ama pişman oluyorsun .Dediğin her şey, tanıştığın herkes için pişman oluyorsun . Gittiğin yerlerden, çevrendeki insanlardan nefret ediyorsun. O kaçırdığın otobüs şoförüne sövüyorsun mesela . Çünkü,o otobüsü yakalasan, onunla aynı otobüste olabilirdiniz ,konuşmaya başlardınız ,numarasını alırdın sonra buluşurdunuz. Ama yanlış yaptın.. Yanlış yaptın ve yalnızsın.
 İnsanlarla arana mesafe koydun, bahanen de 'üzülmek istemiyorum' oldu. Sonra yine yalnız kaldın. Tüm gün yaptıklarını anlatacak kimsen yok. Tüm gün yapmadıklarını da anlatacak kimsen yok. Sonra işte kendi kendine konuşmaya başladın, 'insan en iyi kendisini anlar ' diyerek.  Bu sefer, etraftakilerle konuşmayı unuttun. Deli sandılar belki. Delirdin belki . Kendi kendine konuşurken, insanların seni duyup duymadığını merak ettin ama aslında kimsenin pek de umrunda olmadığını biliyordun . Sonra onları kıskandın çünkü onlar mutluydular ,sense hep yanlış yaptın. Hep yanlıştın. Onların anlatacak,gülecek şeyleri varken sen salak gibi izledin olanları.

Sonra, -sonrası iyi olmadı- kötü şeyler düşündün. 'olmasam daha iyi' dedin ilaçlar aldın jiletler aldın Yine yanlış yaptın. En başından beri, yanlış sendin,anlamadın .

30 Ekim 2011 Pazar

Bazen; hiç konuşmadan, hissettiğiniz birini saatlerce konuşsa da sıkılmayacak  birine tercih ediyorsunuz. 
Çünkü biri anlıyor, diğeri anlatıyor. Ve biri özletirken,diğeri ağlatıyor .


20 Ekim 2011 Perşembe

Hiç tanıştığıma memnun olamam ki ben zaten .

"Hep bu saatlerde ağlarım ben" dedim, henüz tanıştığım adama . Niçin diye sorunca, "Çünkü ben hep bu saatlerde terkedildim. Hep bu saatlerde yalnız kalırım" dedim .

--'Yalnız kalınca ağlamak, zayıflıktan başka bir şey değil' dedim,henüz tanıştığım güzel bayana. 


O, yalnız kalınca ağlamak,zayıflıktan başka bir şey değil, dediyse de ,biliyordum ki o da biliyordu zayıflık olmadığını. Belki, kendi de zayıftı, defalarca bu saatlerde terkedilmiş, kimse duymasın diye yumruğunu ağzına dayayarak ağlamıştı ve şimdi,güçlü görünmekti niyeti.

"Biz hiç terketmedik bayım" dedim. 'Beni bilemezsiniz,hakkımda hiçbir fikriniz yok,bayan' dediyse de ,aslında onu ondan iyi biliyordum.Çünkü hissediyordum.

"Hiç terketmediniz. Hep terkedildiniz ve ne kadar acıttığını biliyorsunuz" dedim. Gözleri dolmuş olacak ki bir anda parladı. "Bunun ne kadar acıttığını bildiğiniz için" dedim, "bir başkasına yapamıyorsunuz., çünkü siz o kadar iyisiniz ki, şu anda bile, beni dinlemeye devam ediyorsunuz."

'Bu saçmalıklara ayıracak vaktim yok,bayan' dedi.Ancak gözleri besbelli dolmuştu artık . Kabuk bağlamış yarasını kanattığımı biliyordum. Çünkü hissediyordum .

"Ve siz hep, gidenin arkasından bakan oldunuz.Göz yaşlarını hep olası bir ayrılık haberi için saklayan ve intihar edip,içinde kezlerce,  ayrılık süsü veren. Her yeni bir aşka başlayışında, içi ayrılık korkusuyla tir tir titreyen, sevgisinin şiddetinden korkan siz ,hep bir başınıza kaldınız. Çünkü hiç,terk etmediniz. Çünkü kimse sizin gibi değil ve belirtmem gerek ki,kimsenin umrunda değilsiniz."

--'Gidiyorum artık,yeter' dedim sinirle,ancak o aslında 'Lütfen, lütfen daha fazla üzmeyin. Her kelimenir bir hançer gibi, delip geçiyor.' demekti ve blöf yapıyordum. Bildiğini biliyordum, duygularımı zaten hiç saklayamazdım 


blöf yapıyordu ,biliyordum, çünkü adam nasıl terk edilir bilmiyordu . O yüzden hiçbir yere gidemezdi .

Ve ben,biliyordum sözlerimin etkisini ancak hiçbirini gizleyemezdim. Ona, "gitmeyin, lütfen, gitmeyin. Ben sizi kırmam, çok severim. hiç de terk etmem çünkü ben de hiç terk etmedim zaten bilmiyorum ki hiçbir şey" demek istiyordum.Neden sonra durdu,anlamış mıydı acaba ?

--Durdum,çünkü zaten gitmek de istemiyordum. Orada durup bana hakaret etse, dinlerdim, çünkü sesinde mavinin en koyu tonuyla,kırmızının en parlak tonu vardı ve onda tuhaf bir gizem vardı ve çok açık ki ben, aşık olmuştum. Bu nasıl mümkün olabilirdi ? Olmamalıydı. Ancak , yapamadım, bırakamadım ve tüm cesaretimi toplayıp, onu öptüm . 


Sonra geldi ve beni öptü.  Hiç böyle olmamıştı. Hiçkimse böyle öpmemişti ki beni zaten . Ancak karşılık vermedim. Gitmeyi, terk etmeyi öğrenmesi gerekti,ama öyle olmasın istiyordum , gitmesin ve kalalım öylece.
Gitti. Birisine daha, bir kişiye daha terk etmeyi öğretmiştim, bir kişi için daha kusana kadar ağlayacaktım, bir kişiye daha bildiğim her dilde her şekilde sövecektim. Bir kişinin daha arkasından "umarım ölürsün" diyecektim ve bir kişiyle daha tanıştığıma memnun olmayacaktım.

Ve şimdi, intihar edip, ayrılık süsü vermem gerek'ti.. 

13 Ekim 2011 Perşembe

Buraya güzel bir başlık gelecek

Konuyla ilgili şarkı

Kalktığımda dokuz –dokuz buçuk falandı ama yarım saat yatakta bekledim. Uykum açılsın diye ya da uykum gelsin diye. Bilmiyorum. Mesajlaştım falan sonra aşağı indim yemek için, çok tatsızdı acayip bi tadı vardı.Tatsızdı yani. Tatsız bir şeyin tadı olmaz,tanrı aşkına dedim kendi kendime . Sonra sıkılıp yukarı çıktım ve birazcık ders çalışayım dedim ama yapamadım sanki tüm ders kitaplarını kafamın üstüne koymuşum gibiydi. Kafam ağırdı yani. Kafam güzeldi gibi. Sonra bu böyle olmaz dedim bi film izleyeyim.  Beş tane film sekmesi açtım üç tanesini izlemedim. İlki çok sıkıcıydı ve altı parttan oluştuğu için ikide bir diğer parta geçmem gerekti. Filmden soğudum oysa iki yıldır o filmi izlemekti hayalim. Acayip bir şeyler. Sonra,diğer filmi açtım , dördüncü part bittiğinde fizy’de buldum kendimi. Güzel şarkılar keşfettim ama biraz melankolik içim buruştu . On dakika arayla aynaya bakıyordum falan sonra fark ettim ki hasta olunca cildim güzelleşiyo galiba. Yüzüm parlıyor gibiydi uyumak yaradı galiba. Sonra bi köpeğim olsun istedim ama düşündüm ki şimdi onlar yalıyo falan ben salyadan nefret ederim bi de dedim ki ben onunla başa çıkamam ısırır diye korkarım zaten. Oje sürdüm tekrar bir de tırnaklarıma azıcık şekil vereyim dedim yani tırnağa benzesin diye,toynak değil. Sonra fark ettim ki, bitirmem gereken bir film var. Filme devam edeyim bari dediim, o sırada başka bi yere aklım kaydı film yine kaldı. Kitaplar düşündüm,ciltli hepsi, sırayla renklerine göre dizilmiş, güzel duruyorlar ve hepsi benim. Sonra dedim ki o kadar kitabı kim okuyacak ben en iyisi bavul düşüneyim . Bavulları severim çünkü.Yani,bir yere gideceğin zaman bavul hazırlarsın. Gerçi günümüzde valiz oluyor ama bavul diyince daha samimi oluyor bence. Yani sanki valizler, iş görüşmesi için şehir dışına çıkarken hazırlanırken bavullar dünya turu yapacakken ya da uzaktaki sevgilinin yanına gidecekken hazırlanıyor gibi.  Sonra dünya turu demişken aklıma bira geldi. Canım çok bira istedi,ama sonra geçti. Bu sefer aklıma likörlü çikolata geldi. Ama evde fındıklı çikolata vardı. Likörlü çikolata hayal ederken fındıklı çikolataya kalmak..  Hayat bazen çok şerefsiz dedim ama fındıklı çikolataya likörlü çikolata muamelesi yaptım . Güzel oldu .  Kendi kendime triplere girdim, buna ‘hastalık tribi’ deniyor ve sadece bende görülüyor. Arada ‘şımarıklık’ oluyor. Sonra aklıma geldi, filmi hâlâ bitirmediğim, dedim döneyim de izleyeyim, o sırada telefon titreşti. Telefon çok sesli titreşiyor ama sesini açtığımda çok yüksek ses çıkmasını sevmiyorum. Sessize aldığım zaman da biri mesaj atar da görmem diye korkuyorum.  Ama titreşimin sesinden de korkuyorum.  Sonra ojelerim kurusun diye tırnaklarıma üflerken fark ettim ki, ellerim de ısınıyor sonra tırnaklarımı bırakıp ellerimi ısıtmaya başladım.Ama üflemeyi kesince hemen üşüyorlar tekrar. Çay yaptım,bardağı tutarken elim ısınır diye,iç sesim ‘elini ısıtacak bir el bile yok’ derken dış sesim ‘zaten çay severim’ dedi.  Dış ses benim lan. E iç ses de benim .  Sonuç olarak ,filme döndüm ,yapacak bir şey yok ellerimi büzüştürüp filmi izlemeye devam edeceğim ve bir gün yalnızlıktan ölürsem, birisi ellerimi ısıtsın . Güzel olur yani . Şimdi de sanırım,tekrar aynaya bakıp , karabiberli çayımı içeceğim ve ciğerlerim patlayıncaya dek öksüreceğim .

3 Ekim 2011 Pazartesi

Bayım,

Önümdeki her yol çok uzun.. Her dakika seneler gibi. Her insan aynı ve her söz kıymetsiz, beklerken sizi. Âdeta işkence, görmediğim her gün sizi ve adınızı duymadığım, sizi düşünmediğim her an buz tutuyor her yanım.
Yüreğimde bir şeyler eksiltip,bir şeyler ekliyor adınız. Ve öyle ki, hasretinizde bile gecenin gizi  saklı..

Tebessümünüzde çocukların saf neşesi, bakışlarınızda aşkın en yalın hâli ve sesinizde ayın günden sakladığı berraklık var.. 

Ve siz. Kokusuyla beni mest eden adam..Yanında iken dizlerimin titrediği,mutluluktan bulutlara eriştiğim adam.Bir kelimesiyle gönlümü alan ve bir bakışıyla nefessiz bırakan..
Kurduğunuz her cümle adeta şiirdir benim için..

 ve öyle ki ,

Ben hep hayalinizle yatıyorum , akşamları..

23 Eylül 2011 Cuma

..çünkü o, o kadar güzel gülümserdi ki; gözlerinde çocukların neşesini,sesinde uykunun tatlı ağırlığını hissederdiniz.. 

Ve sonra gitti . 

8 Eylül 2011 Perşembe

Ve ben hep derim ki, bir şarkıya en çok gözyaşı uyum sağlar .

5 Eylül 2011 Pazartesi

Keşkeler ve bir şeyler bir şeyler

Pişmanlıklarımı üzerine yıkacak birisine bile sahip değilim..
Tek yaptığım sevmekti, sevdim ve yalnız kaldım. Oysa başta her şey güzeldi.. Söylemeden,uzaktan sevmek en kolayı.. Ve o zaman canın daha az yanıyor. Sonra söyleyince,işte o zaman hüznün sözlük anlamından fazlasını görüyorsun..Onu yaşıyorsun. Keşke hiç olmasaydın adam. Keşke hiç çıkmasaydın da bunun nasıl bir şey olduğunu sadece tahmin edebilseydim, tahammül etmek yerine..
Olmuyor yani,bazen olmuyor. Denemek gerek derler ama deneyince de olmuyor. Alışmaya çalıştım,olmayacağını kendime defalarca söyledim,oysa bunu başkasına söylerken gerçekten çok kolaydı.
Kelimeler.. Kelimeler;onları istediğin gibi istediğin yerde kullanabilirsin ve kullandığın kelimeler bir şekil alır.Seni ve geleceğini şekillendirir.. Söylediğin birkaç gereksiz kelime, geleceğini mahvedebiliyor.. İçinde bulunduğun zamanı bile..
Keşke bunu yazarken hüzünlenmeseydim..Kötü şeyler düşünmeseydim.. Keşke sen,hoş şeyler söyleseydin de ben şimdi gereksiz mahvolmasaydım.. Keşke sen,sen olmasaydın da,diyorum, o zaman kolay olurdu belki. Ya da daha zor olurdu,sevecek kimsem olmazdı o zaman.. Kimsem olmasaydı, o zaman

O zaman keşke tanışmasaydık,keşke tanıştığımıza memnun olmasaydık.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Remember,when you loved me

Şu şarkı..

Hiç seninle olmayan birisiyle olmak,her zaman için en zorudur.
Ve bu akşam,yağmur yağdı.Dışarıda ve içimde.Dışarıdaki neredeyse güneşliydi,içimdeki kaosla karşılaştırıldığında. Bazen sadece,üzülürsün,sonra geçer.Bazı insanlar hep aynı hüznü veriyor. Onları sürekli görmek hep aynı yemeği yemek gibi.Onunla her konuştuğunda,ağzında yara varmış gibi acıyor.
Bazen en yakınınızdaki,en uzak oluyor. Yanında,ama aradaki mesafeler,ölçülemiyor..Bugün öyle oldu babamla.İki yabancı gibi oluyorsun,hakkında hiçbir şey bilmediğin,aylarca konuşmadığın bir adamla,ne konuşabilirsin? 'Yeni ev almışsınız' dedi. 'evet.sen de araba almışsın' dedim 'evet..' dedi. Sonra ikimiz de ayaklarımızı sallayarak uzaklara baktık.. Babamla neredeyse bir yıl sonra kurduğum ilk diyalog.
Kaçmak istedim, çünkü öyle bir durumda kaçmak istersin .. Yapacak bir şey yok,sanki babamla değil de yan apartmanda oturan komşumla konuşuyormuşum gibiydi.
Konuşmak istedim,çünkü konuşmak istiyorsun.Anlatacak çok şey var ama ikimizin de soracak cesareti yok,belki de birbirimizle konuşmaktan sıkıldığımızdandır..
Hep başkaları konuştu bizim yerimize. Bizse sadece oturduk.Beraberken rahat değiliz.
Sonra, kızının mevlit şekerini gösterdiler bana.. Ve o, övünerek, 'ben yaptım' dedi. 'Güzel yapmışsın' dedim.Diyecek bir şey yok. 'Almak ister misin ?' dedi. 'Hayır' dedim. Basitti bu soru. Çünkü almak istemiyordum.alırken, defalarca, tekrar tekrar kırılmaktan korkuyordum. Çünkü oraya her gidişimde, tekrar kırılıyorum .
Sonra sorduğumda, benim şekerimin olup olmadığını,bilmiyorlardı.
Babamın benimle ilgilenmediğini çocukluğumdan beri duyarım,ve biliyorum. Bu böyle,babam hep ilgisizdi. Babamın yanındayken de , babasıyla mutlu olan çocukları gördüğümde üzülürdüm,şimdi de öyle..Bu yıllarca değişmedi .Ama güzel olan tarafı, bir süre sonra alışman. Yeteri kadar zaman geçince her şeye alışıyorsun. Ama tekrar görünce..Bu kabuk bağlamış yarayı yolmak gibidir. Ve o yara,hiç geçmez.Hiç.
Kızını seviyordu, ona gülümsüyor,onunla oynuyor,onun hakkında konuşuyordu. Şöyle yapar,şöyledir,şunu sever.. En son konuştuğumuzda benim hakkımda 'hmm..siyahı seviyorsun?' dedi. yanlıştı. Siyahı sevmem. Bana gülümsemez de o.Sanki şu ana dek pişman olduğu her şeyi ben ona yaptırmışım gibi. Sürekli basit sorular sorar 'okul nasıl?' 'kaça geçtin?' . Bu hep aynı,bu yüzden gitmeden önce pratik yapmama gerek yok.
Ona ihtiyacım yok,artık. Peki ya,ihtiyacım varken?

Nasılsın dendiğinde iyiyim demek her zaman en kolay.
Bir de devamı var..
 Ben bazen sadece,üzülüyorum. 

29 Temmuz 2011 Cuma

I wanna do bad things with you

Bugün çok saçma bi' şekilde fırlayarak uyandım. Bi 'insan' hiç öyle uyanır mı? kalktığımda gözlerim kapalıydı.aldım telefonla konuştum,sonra tekrar yattım. Bazen geri zekalı oluşum üzerinde uzun uzun konuşasım geliyor.
Kalktığım gibi ütümü yaptım, -hâlâ içim tuhaf- .. Sonra açayım bi şarkı falan derken baya baya kendime geldim hatta o kadar kendime geldim ki ütüyü on dakikada bitirip dans etmeye başladım.bkz .. 
Sonra o ayakkabı şunun teki bu ayakkabıyla bu çorap gitmez derken on beş dakika içinde -ben!- hazırlandım.

Otobüste yaşlı bi amcayla tanıştım. O kadar sevimliydi ki gözlerim doldu.Adamın verdiği şeker üzerinden pis düşünceler ürettim -mesela içine uyuşturucu doldurmuş iğneyle.. Ya da mesela şeker görünümünde ilaçmıştı .. Mesela adam beni kaçıracak böbreklerimi çalıcakmıştı.- Bunların hepsini tabii şeker bittikten sonra düşündüm. -evet,ne diyorduk?geri zekalılığım.evet.-  ya neğolacağıdı?  

Maskoda iki saat saçmaladıktan sonra foruma gitmeyi akıl ettik. Orada annemin arkasından tutup 'çuuuf çuuff çuuff' gibili tren yaparken hocamı görmeyeyim mi?!  Ben kadın hakkında konuşurken karşı masaya bi tane kıvırcık oturdu. - sekrıt.- Sorna tabi yerimde durur muyum ben. Tanrı aşkına burada benden bahsediyoruz. Bakıştık falan. Sonra ikimiz aynı anda kalktık ya lan! -sekrıt vol 2- Merdivende çocuğa yetişeyim diyesi koştum at gibi. Ama yetiştim sonunda. Merdivenden indikten sonra arkasına baktı -orda ben varım tabi.- Gülümseyeyim derken,önüne döndü .İşte o sırada annem beni çeke çeke başka bi yere götürdü.Aramız açıldı kıvırcığımla.. NERDESİN KIVIRCIK SAÇLIM böyle gibi bi' şeydi bak

Diyesi ki; benim hep böyle on dakikalık aşklarım oluyor platonik.Çok yanlış..çok.. 

26 Temmuz 2011 Salı

Sanki bazen hayat bir apartman ve çıktığım merdiven kadar yenisi ekleniyor. Ve ben ulaşmak istediğim yere asla ulaşamıyorum.. Nasıl olduğunu bilir misin? Çıkmazdaymışsın gibi olur.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Ben yazı sevmem,kış daha iyidir.Yaz sinsi gelir.Ama sanırım,yazın tatil olayını seviyorum.. 

tatilden sevgilerle..
                                                                                                                 imza: gevşek yazar .              

27 Haziran 2011 Pazartesi

Demek istediğim bu kadar . Anlıyor musun ?

Hayatım boyunca, kimsenin beni yönlendirmesine izin vermemeye çalıştım. Diğerlerinin istediği gibi biri olmayacaktım . Ne düşündükleri umrumda bile değil. Ben, özgür olacaktım . Bağımsız ..
Kendim olmalıyım . Bulunduğum kabın şeklini alamam . Kendi kurallarım var. Tam da buna alışmışken, birisi çıkıp 'şunu yapma.', 'şunu şöyle yap' , 'bunu söyleme' , ' bunu söylersen böyle yaparım' ve en önemlisi 'benim yanımda bunları bunları söyleme' leriyle,bana liste çıkartıp, nerede ne diyeceğime nasıl konuşacağıma ve nasıl davranacağıma  kendisi karar vermeye çalışıyordu. Bilen bilir, inatçıyımdır. Dediklerini yapıyormuş gibi yapardım,sırf değerli olduğu için . Fakat bir süre sonra,dayanılmaz oluyor. Tıpkı her şey hemen karşınızda dururken,onlara ulaşmak için koşmanızla bir ipin sizi ayağınızdan  çekmesi gibi. Hiçbir yere gidemiyorsun.İstediğine ulaşamıyorsun. Kendimi kısıtlamaya alışık değilim, ve artık o kişinin beni yönlendirmelerinden -ve tabii,dolaylı olarak da kendisinden- nefret etmeye başladım . Hiçbir zaman karşımdakini kırarak kendi istediğimi elde etmeye çalışmadım . Fakat artık, artık kendimi tutmuyordum. Benim için önemli değildi. Ben değişmezdim . Özellikle de başkası için . Ve eğer okuyorsa, bilmesini isterim, aynı şeylerin tekrar olmasına izin vereceğimi sanıyorsa, yanılıyor. Anlamadığı şey şu , karşısındakini olduğu gibi sevmek yerine,kafasında yarattığı kişiye uydurup, öyle sevmeyi deniyor. Yanlış yaptığını bilmesini isterim.Ancak bu saatten sonra çok da önemli değil benim için .

Çok sinirlendiğimde böyle şeyler yazmaktan nefret ederim .

24 Haziran 2011 Cuma

Aslında ben hepsini bir köşeye çekip sorununun ne olduğunu sormak isterim .

20 Haziran 2011 Pazartesi

Mesela yani

Şu yakışıklı erkeklere olan zaafım yüzünden tanrı bir gün beni çirkin bir erkekle çıkmamı sağlayarak cezalandıracak,biliyorum.

Tanrı cezamı verecek,ve ben bunu bekliyorum sanırım .

17 Haziran 2011 Cuma

Araf





Kalbim ağırlaştı bak yine. Başım dönüyor. Sanki düşecek,sonradan eklenmiş gibi.. Gözlerim acıyor.Bu kadar ağlamak yeter. Ancak,bilirsiniz,bazen durduramazsın.

Odam çok ağır,çok.. Cok büyük. Küçücük kaldım .. Her sözle daha da küçülüyorum.Kendi gözümden düştüm bugün.İlk defa,acı dışında bir şey hissetmiyrum.Canım çok acıyor.Hiçbir şeyle aynı değil bu.. Acıyı hissediyorum bugün. Her şeyden daha gerçek .

Hiçbir şey olamayacağımı öğrendiğim gün bugün.Umutlarımı eskiciye, gözyaşlarımı yastığa boşalttığım gün .. Hiçbir söz hafifletmiyor. Aksine, daha acıyor canım. Tüm seslerden, insanlardan, yerlerden uzak olsam..

Kaldıramıyorum hüznü. Dakikalar geçtikçe daha da eziliyorum.. İçin içine az,dışına fazla gelir ya.. İçim dışımdan taşıyor,sığmıyor.. Adı gözyaşı oluyor .. Kendimden sıkılıyorum. Tüm bu olanlar, tüm bunlardan vazgeçesim var.. Ancak o kadar cesur değilim henüz, sanmıyorum..

Adını bile bilmediğim bir takım çaylar,ilaçlar var önümde.. Ve uzun iç çekişleri,gözyaşları,pişmanlık elimde.. Sokakların çıkmaz olduğu yerdeyim. Gözlerim kapanıyor ancak uyuyamıyorum.. Bir çeşit çaresizlik, hiçbir çözümün sonucu yok..Nasıl olduğunu bilir misiniz?  Bu tıpkı, arafta kalmak gibi..

12 Haziran 2011 Pazar

Bildiğim birkaç şey

Bildiğim bir takım şeyler var elbet..
Bazen bilmezden gelmen gerektiğini, -miş gibi yapman gerektiğini ve bunun seni ne kadar kızdırdığını gayet iyi bilebilirim..
Öyle olmadığı halde,karşındaki için 'iyiyim' dersin .. Nasıl olduğunu bilirim..
Birilerinin seni merak edip etmediğini düşünürken,aslında hiçbirinin umrunda bile olmadığının farkında olmanın  sana neler yaptığını bilirim ..
Çok üzüldüğünde,ağlamakla ağlamamak arasında kalmanın, neler düşündürdüğünü bilirim..
Canın konuşamayacak kadar acıdığında, boğazında bir şeylerin takıldığını  ve bunun canını daha fazla yaktığını da bilebilirim..
Arkandan konuşan,sana ihanet eden ve seni sinirlendiren birçok insanın yanında da gülebilirsin,konuşabilirsin..Bu onlarsız yapamadığın anlamına gelmez.Bunu neden yaptığını bilirim .
Kalbin kırıldığında , çabucak toparlanman gerektiğini söylediklerinde içinden dediklerini bilirim ..
Ya da bazen kıskandığında,sinirlendiğinde  diyeceğin onca şey varken sadece izlemenin ne demek olduğunu bilirim ..

Bunlar her şeyi çok iyi bildiğimden değil.Bilirsin ,bazen aynı şeyler başımıza gelebiliyor .

Psycho killer


 


fafafafafafaa fafafaa fafafaaa faa

7 Haziran 2011 Salı

Little rules of happiness..

Ellerini uzat.. Ve gözlerini kapat.. Güven.Her şeye,herkese.Karşılıksız sev ve güven.. Çünkü akşam gökyüzünü izlemek en güzelidir..
İlk kez sevince,en acısı olur derler.. Canın yanar,sonrası gelir,mutlaka.. İlk kez sev..Tadını çıkar.. Çünkü dilinle kar tanesi yakalarken,en mutlususundur..
 Gözlerini kapattığında gördüğüne inan.. Okuduğun kitaplara özenirsen,onları yaşa.. Çünkü bazen, kafandaki yanındaki olur..


--
Ve yıldızlara bakarken her seferinde bir yıldız seçerim.. Biri benim için,diğeri onun için.. Her seferinde tekrar,tekrar,tekrar.. Ve böylece bir sürü yıldızımız olur.. Akşamları yalnız değiliz.. En parlak yıldızı seçerim onun için, ve en uzağını benimkine..

22 Mayıs 2011 Pazar

Secret

Can you keep it?
Swear this one you'll save
Better lock it, in your pocket
Taking this one to the grave
If I show you then I know you
Won't tell what I said
Cause two can keep a secret
If one of the m is dead…


 ~

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Bahar *

Bilmiyorum kaçınız farkında ama bahar geldi.gerçi soğuktan ve sınavlardan ben de ,biraz, geç farkettim. Bahar bana magnum temptationla geldi. Sonrasında da badem,classic ve goldla devam edecek..Ama öncesinde,bir aydır bir şeyler yazmamı engelleyen sınavlar ve kışın parmak izlerinin geçmesini bekleyeceğim. Sonra ver elini geceleri izlenen gökyüzü,arkadaşlarla buluşmalar..Lunaparklar,tatiller.. Boş kafalar!
BANA HER GÜN BAHAR LAN

Ama önce bi toz alayım. -bahar gelince toz alınmamalı bence.-
Baharın,rüzgârlarıyla tozları alıp götürdüğü bir evren hayal ediyorum da ben ..
 Sonra geçiyor tabi.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Demek istediğim aslında aynısı, ama tam tersi.

İçimdeki boşluğu, yokluğunla doldurmaya çalıştım. Gidince elimde sadece senden kalan bir parça, bir fotoğrafın . Kapladığı alansa gerçekten çok küçük. Oysa çok kısa zamanda seni tüm hayatıma yaydım. Doğru,çok şey bekledim. Ve şimdi bunlar için çok üzgünüm. Şimdi tek yapabileceğim bunu diğerleri gibi,tanrıya mal etmek. Veya izlemek. Sanırım yapabileceğim iki şey varmış . Hangisini yapacağımı bilmeyişim bu oyunu eğlenceli hale getiriyor .

Sürekli yaptığımız bu değil mi? Başından beri bir oyunun parçalarıyız. Küçüklü büyüklü,farklı boyutlarda ve renklerde çarklardan başka bir şey değiliz aslında. Yaptığımız tanrının beğenmesi için küçük oyunlar,şaklabanlıklardan başka bir şey değil. Ya da belki tanrının bizi eğlendirmesini bekliyoruz. İki seçenek var. Her şeyin tanrının oyunu olduğunu kabul etmek, veya kendi oyunumuzu yazmak. Bazıları sadece izleyip,başına gelen iyi olayları kendilerine,kötü olanlarıysa tanrıya mal ediyor. Sonrasında da  melek kendisi,şeytan tanrı oluyor. Bu çoğu çaman böyle. Diğerleriyse, başından beri kendi oyunlarını yazmak için çabalıyor, tanrının onları eğlendirmesini bekliyor.  Ve sadece izlemekten başka hiçbir şey yapmayanların giderken oluşturdukları boşluğu doldurmaya çalışıyor. Başka bir izleyici veya yazarla. Kim olduğu önemli değil. Hayatımıza sürekli birileri giriyor,birileri çıkıyor. İyi tarafı, birileri giderken diğerlerinin gelmesi. Kötü tarafıysa gelenin kim olacağına izin veremeyişin. Şimdi gidenler için üzülecek değilim, eğer bunu tanrıya mal edersem,başından beri anlattığım şeyi de yalanlamış olurum. O halde şimdi yapacağım, açtığın boşluğu doldurmaya çalışmak yerine, sıradakinin doldurmasını beklemek. Her şeyi karşıdan beklemek ne kadar doğru,bilemeyeceğim. Çok kısa sürede öğrendiğim bir şey var, beklemem gerek. Hayatıma girenlere teşekkürlerimle beraber, bir gün hayatımdan çıkacakları ihtimaline karşı bir de 'güle güle, diyorum. Ne olacağını bilemeyişim kafamı karıştırsa da biraz, kendi oyunumu yazmakta ısrarlıyım. O halde şunu da söylememe izin ver: umarım gittiğin hiçbir yerde hiçbir boşluğu dolduramazsın ve içindeki o boşluk sonsuz olur .

Boşluklarda kaybolman dileğiyle .

2 Nisan 2011 Cumartesi

Hep aynı şeyler .

İlk defa..İlk defa gibi olur. Öncekileri unutursun. "ilk defa" dersin. "bu kez gerçek ve ilk kez böyle bir şey oluyor".. Herkesin söylediklerine kulaklarını kapatırsın. "yalancı" derler veya "kandırıyor" ya da"karaktersiz". Ama dinlemezsin. Duymazsın çünkü aşıksın. Sakladığın en güzel duyguları onun için ortaya koyarsın. Ona sunarsın ruhunun en derinliklerindeki güzellikleri.. Onu düşünürsün,her şey onu hatırlatır. Gülümsersin.
Sen ona en güzel duygularını,en güzel sözlerini vermeye hazırken o sana en güzel yalanlarını sunar . İnanırsın,inanmak istersin. Çünkü aşıksın .İnanırsın. Sonun ne olacağını bilirsin ,söyledikleri kocaman yalan.. Ama yine de inanırsın.İnanırsın çünkü bu sefer de öncekiler gibi olsun istemezsin..
Sen de inanmak istediklerini söylersin.. "Çok söylersek,gerçek olur belki.."
Olmaz.
Bir gün gelir, o da seni yüzüstü bırakır. Hem de diğerlerindeki klişelerle birlikte. "düşündüm" der. "Böyle gitmez" der. "Sonra ne olacak?" der. "en iyisi bu" der."kendine iyi bak" der..
İnanmak istemezsin yine,bağlanmışsındır. Oysa sonunuz,en başından bellidir. Her şeyi "o" biliyordur ama hiç söylememiştir. O da kendini bu yalana inandırmak istemiştir belki. Belki de sadece eğlenmek amacı..
Göğsüne yumruk yemişsin gibi olur. Gözlerinden kontrol edemediğin bir takım yaşlar süzülür. Hiçbir şey diyemezsin. Diyecek bir şey bırakmaz. Kalbin acır,nefesin tıkanır . Verdiğiniz onca söz,hayalleriniz. Hepsi gider. Klasik şok geçirirsin. Cam kırılma sesi..gözünün önüne gelen yumruk.. film şeridi gibi geçen hayat..
Hasta sanarlar. "hastayım" dersin ."yüreğim hasta.".
"unut" derler."değmez" "üzülmene değmez".. değdiğini düşünürsün.. "sevmiştim"dersin. "Belki her şey düzelir" .. Ama öyle olmaz,bilirsin. Hâlâ kendini kandırmaya devam edersin.. "Zamanla unutursun" derler. "unuturum" dersin,geçersin. Israr etmezsin. Gücün yok. Bilirsin,unutursun. Neler unutulmadı ki şimdiye dek ? "Biraz bekleyeyim o halde" dersin. "unuturum" ..
Biraz beklersin..biraz daha..biraz daha.. biraz daha.. saatler geçmiyor. günler geçmiyor. Yapacak hiçbir şey yok,konuşacak hiç kimse.. Sonra farkedersin,yavaşça geçiyor. Sözlerinin etkisi geçiyor. Günler geçiyor..
İşte o zaman,bir gün,tekrar çıkar karşına. Sana "bir şey demeyecek misin?" der. "ne diyebilirim ? " dersin. Hiçbir şey diyemezsin.. O da "kendine iyi bak" der. sen de "sen de.." dersin. Yine diyecek hiçbir şey yok.. O gider,sen kalırsın.. Sonra birileri,bir tarafın daha güçlü olduğuna dair bir şeyler der. "hıhı" dersin. " O halde o güçlüydü". "çünkü ben sevdiğimi bırakacak kadar güçlü değilim" güçsüzsün. Sevmek güçsüzlük..

En güzel duygularını,en güzel zamanlarını ona verecek kadar cesurdun oysa. O,bıraktı,çünkü kalbi bunların hepsini karşılayacak kadar güçlü değil. O kadar cesur değil. Hak etmiyor. Ama hâlâ kabul edemezsin. "Bir neden var" dersin. Oysa hiçbir neden yoktur. Bitince sadece biter ..

Baktığın her yerde,duyduğun her sözde,dinlediğin her şarkıda ondan bir iz bulursun.. Adeta öldürmeden önce her yere ısrarla parmak izini bırakan bir katil gibi.. Öldürür,her yere izini bırakır ve gider. Kimse görmez .. Kimse bilmez.. O gider ve sen ölürsün.
"Suratını bile görmek istemiyorum!" dersin. Ama onu görmek için her şeyi yaparsın. Bu böyledir. Hep böyle..

Onun umrunda bile değilsindir..Hatta belki o yeni birisini bile bulmuştur. Sense hâlâ onun için üzülmeye devam edersin.
Bu yeni bir aşk bulana veya çok uzun zaman geçene kadar devam eder..
Bir gün,mutlaka nedensiz aklına gelir,rüyana girer ya da eskiyi hatırladığın bir günde,aklına gelir.. Sonrasında yine aynı dönence..

Bir gün,tekrar birini bulursun..Ya da o seni bulur.. Öncekileri unutursun. "ilk defa" dersin. "bu kez gerçek ve ilk kez böyle bir şey oluyor".. Herkesin söylediklerine kulaklarını kapatırsın. "yalancı" derler veya "kandırıyor" ya da"karaktersiz". Ama dinlemezsin. Duymazsın çünkü aşıksın.

      Çünkü biz,her seferinde aşık olup,sonrasında yüzüstü bırakılmayı alışkanlık hâline getirdik.

29 Mart 2011 Salı

Sen ..

Şimdi bir dilek tut,çünkü gökyüzündeki en güzel yıldızı verdim eline.Kimileri aşk diyor,kimileri mucize.
Dudaklarından dökülecek iki kelimeye; hazırım her şeyi vermeye.. 
Sesin dünyanın en güzel şarkısıdır ve gözlerin dünyanın en güzel manzarasıdır benim için.. 
Yüreğim ağırlaşır,gözlerinin kenarında birikirse damlalar..
Lütfen, henüz hiçbir şey başlamadan her şeyin bitmesine izin verme.
Konuş bana o güzel sesinle.. Rüyalara dalıyorum her cümlenle.. 
Hiçbir şey doldurmuyor yokluğunun boşluğunu. Hiçbir göz güzel değil,hiçbir lâf aynı değil o dudaklardan çıkmamışsa..

Günün en güzel saatleri bunlar. Sen varsın çünkü..
Rüzgârlar saçlarını yavaşça okşuyor..Söylesene nereden öğrendin bu kadar güzel olmayı?

Sabahın en erken saatlerinde kuşlar cıvıldıyor adını, ah bilsen, ne güzel şey güne seninle başlamak...

Yine de;
                                           Hiçbir yazım anlamlı değil,sana yazılmamışsa..                 Burcu Yasa
E.

24 Mart 2011 Perşembe

Tanrım,beni dinler misin?

Bazen çok tuhaf düşünüyorum ben. Hiç açıklayamayacağım kadar uzun şeyleri düşünüyorum. Yani " hımhımhım" diyip düşünüyorum iki saniyede ama anlatmamı istesen mesela sevgili okur "hııımm..eee..şey." der kalırım. Neden? Çünkü konuştuğumdan hızlı düşünüyorum ben. Mesela şimdi yazarken de bi sonraki cümleyi düşünüyorum.O  derece. Ha hızlı düşünmenin bi faydasını gördüm mü? Yok. E o zaman?! Bir de tuhaf isteklerim var benim.Hızlı ve karışık düşünmemle alakalı mı onu da bilmiyorum.Bunun bana bir şey kazandırmadığı gibi, kendi hayallerime fazla kapılıp "hızlı düşünemeyen"lere bunu açıklamakla ve "hızlı düşünemeyenler"i hızlı düşündürmeye çalışmakla geçiyor ömrüm.Ama tabi bu da sadece,bisiklet pedalı çevirerek evin elektriğini karşılamaya çalışmak gibi imkansız bir olayı daha fazla sıçırtmaktan başka da bir işe yaramıyor .

Mesela,hiç yaz olmasın istiyorum. Hep böyle kış-ilkbahar-sonbahar olsun. Yaz tatili olayı iyi hoş da , ne bileyim sıcak falan.Yazın sinsi bi tipi var. Pis gibi pislik gibi. İşte istediğim,yaz olmasın. Mesela ilkbaharda üç ay tatil olsun. Ya da ne bileyim,hep kar yağsın, 40 derece sıcak olmasın. Mevsimlerin mına koyalım istiyorum. Elele verip yazı yok sayabiliriz. Sonra o da küsüp gider belki,biz de hep beraber karın üzerine yatıp kollarımızı çırparız,hiç gitmeyecek kardan adamdan korumalar yaparız evimizin önüne.. Akşamları da sıcaktan uyuyamamak yerine,soba kurarız mesela -gerçi bu devirde soba fikri biraz gerikafalılık/gelişememişlik olarak görülüyor ama.- üzerinde kestane olur falan.. Veya akşam dışarı çıkarız falan..Sıcağa ve dünyaya küfürler saydırmak yerine hayattan zevk alırız . Sonra ver elini dünya barışı!
   Zaten Tanrıdan da iki isteğim var ; yazın defolup gitmesi,bir de gündüz yıldızların hiç kaybolmaması.Ama sanırım o beni pek takmıyor  çünkü hiç yıldız görmedim gündüz. Ha bazen Ay'ı görüyorum,ama yetmiyor,yetmiyor..

13 Mart 2011 Pazar

Kaynakçı !?

Şu blogların kapatılması olayı beni fena gerdi.. Ciddiyim. Yazamadım diye içimde bi' tuhaflık oldu. Gaz sıkışması gibi.. Yazı sıkışması oldu yahu bildiğin..
Nerden başlayayım hiç bilmiyorum..Çok karıştı şimdi yazarken..
Şurdan başlayalım bakalım;
Bugün minibüste gelirken - ya da size göre,giderken - duvarda "kaynakçı" yazıyordu. Kaynakçı diyince de,aklıma şey geliyor benim böyle sinsi,insanların arasına girmeye çalışan bi tip.. Hani "araya kaynamak" deyimi vardır ya..Onun gibi bişey.. Kaynakçıların yeşil,kısık gözleri vardır mesela. Sinsi bakarlar,çok samimi olduğun kişiyle kaynakçı çağırma derim..Ben çağırmam mesela,adam araya kaynar kesin. Olmaz ifinim.
Ne bileyim ayrıntılara çok takılıyorum çok büyüyor kafamda. Zaten kocakafalı gibiyim de ben biraz..

Ama kimse bilsin istemezdim mesela gizli bi fantezi gibi.

6 Mart 2011 Pazar

Babanın ağlaması.

Bir sözlükte "babanın ağlaması" diye bi' başlık gördüm. Sonra babamın ağlaması geldi gözümün önüne..Babam ağladığında onunla tartışmıştım. Gerçekten baya üzülmüştüm. Son derece kırıcı laflar söylemişti. Tam bir gerikafalı. Ama baba işte atamıyorsun bir yerde yapışıyor ..
Benimle ilgili konuşuyorlardı amcamlarla ve kız olduğum için geri planda olmam "gerekitği" ile ilgili bir şeyler dedi. -daha sonra yine aynı baba onu neden görmek istemediğimi sordu-
Ben de dayanamadım,bağırdım "yeter" dedim.Bir yere kadar dayanıyorsun o kadar saçmalığa da..Zaten babam hep  saçmalardı ben de onu terslerdim.Alışkındım saçmalıklarına ama o gün,dayanamadım. "Sen çok mu biliyorsun" dedim. "neyin nasıl olması gerektiğini,her şeyi,neyi nasıl yapacağımı,neler diyeceğimi neler giyeceğimi çok mu biliyorsun?" O an,herkes dondu. Benden beklemiyorlardı. Ben kız'dım ya.. Böyle sert çıkışım şaşırttı. Fakat kimse konuş/a/madı. Babam dinlemeye devam etti. -dinlemeye devam etti dediğim de suratıma donuk bir ifadeyle baktı işte. -
"Ben kendim düşünebiliyorum baba" dedim. " Ne yapmam gerek nerede durmam gerek,hepsini biliyorum"
Hâlâ izliyordu.. Sonra sinirlendim,arka balkona geçtim.Yanıma geldi. Bana anlatmaya başladı. Güya öyle demek istememiş falan. "Öyle demek istemediysen neden öyle dedin" dedim. Amacı gözümü korkutmakmış. "gözümü korkutmuyorsun. senden soğutuyorsun" dedim. İşte o sırada gördüm iki damla yaşın aktığını. Hiç durmadım hiç acımadım. Çünkü o da hiç acımamıştı onca şeyi söylerken gözümün içine bakmıştı..
Zaten yeşil gözlerinden akan yaşlar o kadar sahte geliyordu ki gözüme,hiç üzülmedim ağladığı için. Benim söylediklerim için mi ağlıyordu onu bile bilmiyordum. O beni pek takmazdı.. Ben de onu..
Sonra "tamam işte her neyse.Yalnız kalabilir miyim" dedim . O da " seni seviyorum kızım" dedi. Gitti. Hâlâ üzülmüyordum. Ama yine de ağladım.
Bu yüzden babanın ağlamasından nefret ederim . .

Hiç unutmadım bunları baba.

4 Mart 2011 Cuma

Tuhaf şeyler.

Şu şarkıyı da önereyim.
Hani böyle bazen bir şey olur,içinde tuhaf bir heyecan..Şu ara bana sık sık oluyor bilmem sana da oluyor mu sevgilim okur.Mesela onu düşünürsün falan,karnında kıpırtı olmuyor. Benim karnımdan anca acıktığımda ses gelir.Evet ben biraz öküzüm de. Ama şey olur hani,onu düşününce kafanda sanki rüzgarlar eser..Onun görüntüleriyle dolar kafan ve ondan başka bir şey düşünemezsin,sonra dalarsın hayallere.. Çok güzel duygulardır bunlar sevgilim okur. Mesela böyle onun sana bakışı vardır gözlerini delercesine.. Hani "al beni" der bildiğin yahu.. Kurduğunuz hiçbir hayal onunla yaşadığın gerçekliğe erişemez.
Onun dediği her söz kulağına mükemmel bir tınıyla gelir,o ritm,o melodi,o hava yoktur hiçbir yerde.

Sonra anlarsın,aşık oluyorsun! :)

19 Şubat 2011 Cumartesi

Karmakarıştım .

Kafam çok karışık,çok karışıyor kafam.Her şeye soruyla karşılık verebiliyorum,evet. O kadar karışık ki kafam sanırım ne kadar karışık olduğunu net bir şekilde söyleyemeyeceğim. Sisli bir günde çok uzaktaki birisini görmeye çalışmak gibi net hatırlamak.Konuşurken,diyeceğimi unutuyorum artık aynı anda çok şey düşünür oldum. Cümlelerim karışıyor.Kafam karışıyor. Karmakarışığım.Sürekli bir hesap,bir telâş içindeyim. Kendi kaosumun şiddetinden,diğerlerini anlamaya zamanım olmuyor pek..  Sonra bu bencillik oluyor. Oysa sadece kafam karışıyor.
Biri bana bir şey anlatırken dinlemem,düşünürüm çünkü.Sonrasında "ne dedin,anlamadım?" derim, o da "zaten hiç dinlemiyorsun" der. Bense bir şey demem.Doğru,dinlemeye vakit bulamıyorum. Dinlemeye izin vermiyor beynim. Sadece daha çok düşünüyor, onları önemsemediğimi düşündükleri zamanlarda sadece izliyor oluyorum.
Kendimi akışına bırakmayı öğrenemedim bir türlü.Her şeyin nedenini öğrenmek zorundaymışım gibi.
Sanırım biri gelip beni bu şiddetli girdapdan kurtarana kadar burda kalacağım zirâ kendim çıkmak için çabalamaya niyetim yokmuş gibi görünüyor. 
Zaten çok üşengecim de ben.

25 Ocak 2011 Salı

nix .. ^^


Şu şarkı bu yazıyla iyi gider diye diye düşündüm. ^^
Kar yağdı burada bugün..Ve hiçbir şeye aldırmadan dışarı çıktım..
Fotoğraf çekerim belki diye aldım makinemi ama baktığımda pili bitmişti. Her zaman böyledir..Aldırmadım.. Gökyüzünden kocaman kar taneleri düşerken nasıl sinirlenebilirim ki..
Kar bana kutsal gelir..Öyle çünkü.. Temiz bi kere..
Dilimle kar yakalamaya çalıştım. Yakaladım da..Ama burnum akıyor şimdi.. Yine olsa yine yapardım..
Pantolonum ıslandı,ama sorun değil.. O benim mutluluğumdu.. Saçlarıma inen her kar tanesiyle,dünya daha güzel görünüyor gözüme.. Benim için güzellik soğukta..
Karın yağışını izlerken sıcak çikolata içmek gibisi yok..Evet..
Zıtlıkların uyumunu severim..
Burnum Niagara şelalesi gibi akmaya dursun, ben hala günümü özetlemekte ısrarcıyım..Tütsü yaktım.. Kar için.. Vanilyalı tütsü ve kar kokusu..Harika.. Gerçi tütsüyü yakarken elimi de yakıyordum,ama sorun yok..



Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.

Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.

NAZIM HİKMET

24 Ocak 2011 Pazartesi

Şu şarkıyı çaldığım zaman,artık her şeyi yaparım diye düşünüyorum.

 
 Tabi anca keman çalarmış gibi parmaklarımı/ellerimi oynatarak çalarım onu herıld.

21 Ocak 2011 Cuma

Cry me a river ..

Şu şarkıda sabaha kadar dans edebilirim.. Tüm notaları tenimde hissederek.kimseye ihtiyacım olmadan,hiçbir şeyi düşünmeden..Saçma dünyanın karmaşık olaylarından uzak...

Peki,kim benimle dans eder ki sabaha kadar?

13 Ocak 2011 Perşembe

Şu şarkı da olmasa,çok kötü,çok..
Bir şeylerden yorulduğumu hissediyorum .. Yoruyorlar .. Bilmiyorum ..
Düşününce kafam patlayacak gibi oluyor,düşünmeye üşeniyorum..Ayağa kalkıp bir yere giderken sanki ,sanki tüm enerjim yok olacak gibi.. Kendimi kontrol edemeyecek,bir geleceğe sahip olamayacak kadar yorgun hissediyorum .. Hiç konuşamayacak,tüm yetilerimi kaybedecekmişim gibi.. Biraz korkutucu olmasnıın yanında,pek kötü bir fikirmiş gibi de gelmedi pek..

Düşüncelerim acıyor..İmkansızlıklar..

8 Ocak 2011 Cumartesi

Çünkü çocuktum. ikinokta.

Şimdi hatırladım...Sürekli hatırlıyorum aslında..Unuttum sanmasın.sanmayın.
Ben çocukken güzeldi her şey..Ama kim bilebilirdi ki sonunu?

Dedemin annesi vardı.Babaanne derdim.başka ne denir ki yahu?
Onunla röportaj yapardım kendimce.. "Şimdi kaç yaşında olmak istiyosun?" "ben 400 yaşında olmak isterdim" derdim.. O da bana şöyle dedi bi' gün " büyüdükçe,küçülmek isteyeceksin..Yaş önemli değil."
o an tuhaf bi' şey hissettim..Sanki büyük birisiymişim gibi birisi benimle konuşmuş,bana düzgün bir cümle kurmuş ve tavsiyede bulunmuştu..Ama çocuktum,anlamadım pek.biraz bekleyince geçti o his..

Hep çizgi film izlerdik.. O "çızgı film"  derdi.. Ben de gülerdim. Artık onu da d/iy/emiyor oluşu çok üzcü..
Çok yaşlıydı,hastaydı ama hiç göstermezdi..Ben de anlamazdım.

Mesela saçlarını taramayı çok severdim.Kestirmişti bi kere de çok üzülmüştüm.Uzundu saçları çok.."Gençliğimde görsen,dalgalıydı bunlar hep.." derdi. Hiç hayal edemedim çünkü ben onu öyle tanımış,öyle sevmiştim..O hep güzeldi.

Trt 1 izlerdik öğlenleri.bir de dizi vardı çok saçma bulduğum ..O severdi,ben de izlerdim..Haberleri izlerdik sonra..Oradaki kadın duyamayanlar için bir şeyler yapardı ben de taklit ederdim.gülerdi.

Kitap okumayı seviyor oluşumun nedeni o. Ben ona kitap okurdum,o da dinlerdi.. Zaten nasıl okusundu.? Ben okurdum,o mutlu olurdu ben de olurdum..
Günler böyleydi küçükken..güzeldi..

Sonra bir gün hastalandı ve öldü. evet . "Ve sonsuza kadar mutlu olmuşlar.." hikayesine asla inanmadım..
Çünkü tam mutlu olduğum bir anda sorun çıkar..Hep çıktı..Bu dünyanın "ben ibneyim lan eheh" deme şekli diye düşünüyorum..Onu elimden alan ne/kim varsa hepsine kafam girsin.

Nokta..

7 Ocak 2011 Cuma

bence yani. .

Hani birisi duvarınıza saçma-salak bi' şey gönderir de hatır için silemezsiniz ya ; o hüznü ne bir Türk filminde ne bir evsizin yaşam hikayesini dinlerken hissedersiniz.. Çünkü yok öyle bir hüzün. o kadar koyuyor yani. .

4 Ocak 2011 Salı

Rötarlı mutlu yıllar . .

Yeni yıl yazımın yeni yıla girdikten üç gün sonra gelişini tuhaf buluyor,ortaya zaman bulamadığım bahanesini sürüyorum ..
Öncelikle şu videoyu izleyin,sonra gelip okuyun.
İzlediğinizi varsayıyorum.Yoksa ayıplarım.
Yeni yıla dayımlarda girdim..İki yıldır yeni yıllara dayımlarla giriyoruz.. Kötü olacağını sanmıyorum..
Arkadaşlarımdan da aldığım gazla şarabı kökledim.. Ve dayımın arkadaşından gelen o yorum "Bu kız ilk defa mı içiyor?"
Birincisi ilk defa içiyorum ya da içmiyorum,sana mı içiyorum? sanmıyorum.. O zaman? sen kendi içtiğine bak bence -,-
Tamam herkes daha ilk kadehindeyken benim üçüncüye geçişim belki biraz abartılı olabilirdi ama ne yapayım canım,siz de.. -,-
Sarhoş olum Fıratı,Serkanı ve Ardayı aradım. Aman ne harika
Ertesi gün hepsine tek tek mesajlar attım "dün ne konutuğumuzu hatırlamıyorum" diye.. Rezillik x2
------
İlk defa sarhoş oldum ben kırmızı şarapla.Evet..Çok da güzeldi.Biraz kalabalıktık ama tadı öyle çıkıyormuş..Hindi falan yaptık..O hindi de kocaman bişey içine iç pilavı diye ben bile girerim yani. Mum falan da vardı otantik takıldık beyler. -,- Hatta görgüsüzlük edip masanın fotoğraflarını bile çektim.. Fotoğraf çekmeye bayıldığımı bilmeyen var mı? (kızarmış hindi rengi <3 )

----
 Ve ben kendime bi' elbise aldım..İlk defa bi' elbiseyi giyerken bu kadar mutluydum..Ben elbise giymeyi pek sevmem..Ama bunu o kadar beğendim ki,dans ettim giyerken..Çünkü çok sevimli bi' şey o..Bi' de kolye aldım.. Çektim..Onu da koyayım da şöyle..

son olarak da şu şarkıyı dinleyin ve rahatlayın o zaman. ^^