Sürekli yaptığımız bu değil mi? Başından beri bir oyunun parçalarıyız. Küçüklü büyüklü,farklı boyutlarda ve renklerde çarklardan başka bir şey değiliz aslında. Yaptığımız tanrının beğenmesi için küçük oyunlar,şaklabanlıklardan başka bir şey değil. Ya da belki tanrının bizi eğlendirmesini bekliyoruz. İki seçenek var. Her şeyin tanrının oyunu olduğunu kabul etmek, veya kendi oyunumuzu yazmak. Bazıları sadece izleyip,başına gelen iyi olayları kendilerine,kötü olanlarıysa tanrıya mal ediyor. Sonrasında da melek kendisi,şeytan tanrı oluyor. Bu çoğu çaman böyle. Diğerleriyse, başından beri kendi oyunlarını yazmak için çabalıyor, tanrının onları eğlendirmesini bekliyor. Ve sadece izlemekten başka hiçbir şey yapmayanların giderken oluşturdukları boşluğu doldurmaya çalışıyor. Başka bir izleyici veya yazarla. Kim olduğu önemli değil. Hayatımıza sürekli birileri giriyor,birileri çıkıyor. İyi tarafı, birileri giderken diğerlerinin gelmesi. Kötü tarafıysa gelenin kim olacağına izin veremeyişin. Şimdi gidenler için üzülecek değilim, eğer bunu tanrıya mal edersem,başından beri anlattığım şeyi de yalanlamış olurum. O halde şimdi yapacağım, açtığın boşluğu doldurmaya çalışmak yerine, sıradakinin doldurmasını beklemek. Her şeyi karşıdan beklemek ne kadar doğru,bilemeyeceğim. Çok kısa sürede öğrendiğim bir şey var, beklemem gerek. Hayatıma girenlere teşekkürlerimle beraber, bir gün hayatımdan çıkacakları ihtimaline karşı bir de 'güle güle, diyorum. Ne olacağını bilemeyişim kafamı karıştırsa da biraz, kendi oyunumu yazmakta ısrarlıyım. O halde şunu da söylememe izin ver: umarım gittiğin hiçbir yerde hiçbir boşluğu dolduramazsın ve içindeki o boşluk sonsuz olur .
Boşluklarda kaybolman dileğiyle .

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder