24 Mart 2011 Perşembe

Tanrım,beni dinler misin?

Bazen çok tuhaf düşünüyorum ben. Hiç açıklayamayacağım kadar uzun şeyleri düşünüyorum. Yani " hımhımhım" diyip düşünüyorum iki saniyede ama anlatmamı istesen mesela sevgili okur "hııımm..eee..şey." der kalırım. Neden? Çünkü konuştuğumdan hızlı düşünüyorum ben. Mesela şimdi yazarken de bi sonraki cümleyi düşünüyorum.O  derece. Ha hızlı düşünmenin bi faydasını gördüm mü? Yok. E o zaman?! Bir de tuhaf isteklerim var benim.Hızlı ve karışık düşünmemle alakalı mı onu da bilmiyorum.Bunun bana bir şey kazandırmadığı gibi, kendi hayallerime fazla kapılıp "hızlı düşünemeyen"lere bunu açıklamakla ve "hızlı düşünemeyenler"i hızlı düşündürmeye çalışmakla geçiyor ömrüm.Ama tabi bu da sadece,bisiklet pedalı çevirerek evin elektriğini karşılamaya çalışmak gibi imkansız bir olayı daha fazla sıçırtmaktan başka da bir işe yaramıyor .

Mesela,hiç yaz olmasın istiyorum. Hep böyle kış-ilkbahar-sonbahar olsun. Yaz tatili olayı iyi hoş da , ne bileyim sıcak falan.Yazın sinsi bi tipi var. Pis gibi pislik gibi. İşte istediğim,yaz olmasın. Mesela ilkbaharda üç ay tatil olsun. Ya da ne bileyim,hep kar yağsın, 40 derece sıcak olmasın. Mevsimlerin mına koyalım istiyorum. Elele verip yazı yok sayabiliriz. Sonra o da küsüp gider belki,biz de hep beraber karın üzerine yatıp kollarımızı çırparız,hiç gitmeyecek kardan adamdan korumalar yaparız evimizin önüne.. Akşamları da sıcaktan uyuyamamak yerine,soba kurarız mesela -gerçi bu devirde soba fikri biraz gerikafalılık/gelişememişlik olarak görülüyor ama.- üzerinde kestane olur falan.. Veya akşam dışarı çıkarız falan..Sıcağa ve dünyaya küfürler saydırmak yerine hayattan zevk alırız . Sonra ver elini dünya barışı!
   Zaten Tanrıdan da iki isteğim var ; yazın defolup gitmesi,bir de gündüz yıldızların hiç kaybolmaması.Ama sanırım o beni pek takmıyor  çünkü hiç yıldız görmedim gündüz. Ha bazen Ay'ı görüyorum,ama yetmiyor,yetmiyor..

Hiç yorum yok: