23 Kasım 2012 Cuma

 Bu aralar pek bir şey yazmıyorum çünkü her şey güzel gidiyor.


13 Ağustos 2012 Pazartesi

Avuç içlerim acıyor (mesela)



Avuç içlerim acıyor mesela bir gün.
Sonra usul usul bir yağmur yağıyor, tüm gidişlere küskün
Sonra sen geliyorsun ve öpüyorsun avuç içlerimden.
Öpüyorsun ya sen, geçiyor her şey, geçiyorum kendimden.

Sonra mesela yürüyoruz o yağmurda
Gücümün sonuna kadar sıkıyorum elini
Sen de sıkıyorsun elimi ama acımıyor hiç .
Islak ya, kayıyor ellerimiz.

Deniz taşıyor mesela bir gün
İçi içine sığmıyor, beyaz beyaz köpürüyor
Sonra sen geliyorsun ve tutuyorsun elimden
Tutuyorsun ya elimden, artık deniz kükremiyor yüreğinin ta derinlerinden.

Sonra mesela yürüyoruz o sahilde
Yürüyoruz da bilmiyoruz nereye gidiyoruz
Ancak hiç korkum yok sen yanımdasın diye

Sonra mesela hava kararıyor
Artık öyle yağmur da yağmıyor buralarda
Deniz de duruldu mesela
Günler biraz kısalıyor.

Hiç bırakmıyorum elimden,
Bir kağıt,
En sevdiğim çiçekten aldığın günden.
Diyor ki, kağıt ;

Bir gün avuç içlerin acırsa eğer;
merak etme, her acı geçer .


Mesela.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

'Bu insandan da bir bok olmaz' cümlesinin aklına düştüğü o an.

'Kitap okumuyorum'  kelime grubunun beynimde şimşekler çaktırması, burnumdan dumanlar çıkartmasının ardından tüm o kitaplıkları cümleyi kuran şahsın üzerine fırlatma isteğimi zar zor durdurabildim.
Nasıl bir tembel, nasıl bir kafası boş, nasıl bir hiçbir hedefi olmayan, nasıl bir at gözlüğüyle bakan, nasıl bir önünü görmeyen bir insan bu cümleyi kurabilir? Oysa yine aynı kişi tüm gün götünü devirip 'çkk skıldmm .s.s' diye hayıflanmasını çok iyi biliyor.
Zamanını değerlendirmeyi bilmeyen, yaptığı en zor şey kendine nickname aramak ve şarkı sözleri ezberlemek olan bu nesli kim yetiştirdi ise bir çıksın, zira konuşacaklarım olabilir.
Bir şeyi nasıl anlatman gerektiğini bilmediğin o an, ne kadar sinirlerine hakim olmaya çalışsan da bir yere kadar diyip hayıflanmaya başlıyorsun . Tek diyebildiğin 'yazık'  ve gelen cevapsa pişkin bir gülümsemeyle 'yine yazık oldu bana :)))) '  Ve bu günden sonra birileri çıkıp anlayışlılığın gereğinden bahsetmesin . Zira kitap  okumayan insan böcekten farksızdır . Hatta sanıyorum ki böcek bile daha akıllıca davranır bu insanlardan.


Kendime not:
Dolayısıyla 'bu insandan da bir bok olmaz' cümlesinin aklına düştüğü o an, ne dersen de o insandan bir bok olmayacağını aklında bulundur ve eline geçen ilk kitabı kafasına fırlattıktan sonra kitaptan özür dile .

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bir evden gideceğin günü beklemek ne demek , birçoğumuz bilir .
Ancak ne kadar acıttığını, sanırım en çok ben bilirim.

Her sabah yapayalnız, amaçsız uyanmak; tüm günü yapayalnız, amaçsız geçirmek; sonrasında yapayalnız, amaçsız uyumak.
Ve tüm bunları her gün yinelerken öyle yalnız olmak ki , ağlamak.
Ağlamanın çoğu zaman için iyi geldiği söylemlerine karşın şu aralar sürekli kendimi engelleyişim sanırım başımın ağrıdan patlamasının tek nedeni.
Bir evde bulunacağın her bir gün için tek tek üzülmek ,
Bir sabah uyanıp her şeyin farklı olmasını beklemek,
Kim olduğu hiç fark etmez, bir başkasının yerinde olmak istemek
Yüreğinin ağırlığını , midenin kasılmalarını ne kadar artırır, en iyi ben bilirim.

Bir başkasının istekleri üzerine hiçe sayılmak , unutulmak
Geceleri ne kadar uyutmaz en iyi ben bilirim .







Bir yazıyı yazarken ellerinin titremesi ne demek, sanırım en çok ben bilirim.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Belki bir kadına ..

Ve ellerim yoruluyor artık
Ve gözlerim , ve saçlarım.
Çünkü o gün,
Sen her zamanki sen
Bense bir başka, bir ölgün

Ve sesim titriyor artık
Ve gözlerim, ve saçlarım.
Çünkü o gün,
Meltemler eserken
En batısından gönlümün
Sen öylesine narin,
Ben, öylece, mavi.

Ve boğazım düğümleniyor artık
Ve gözlerim, ve saçlarım
Çünkü o gün,
Denizin güneşle birleştiği,
Ruhumun ince ince titrediği o gün.

Sen öylesine sakin, orada öyle
Ve ben, öylece, öylesine.

Ve gözlerin.. Ve saçların ..


4 Temmuz 2012 Çarşamba

Çünkü akşamları yine uyuyamıyorum

Çünkü babama bir kez bile sarılmış değilim

Çünkü filmler izleyemiyorum

Çünkü sevdiğim şarkıları dinleyemiyorum

Çünkü sevdiğim insan binlerce kilometre ötede

Çünkü bu gemili şehirde içim sıkılıyor

Çünkü gidecek hiçbir yerim yok

Çünkü burada çiçekler açmıyor .



Çiçekli eteğimi giydiğim gün 'Neden bu kadar karamsarsın?' diye soran adama, sevgilerle .



22 Haziran 2012 Cuma

Bir insanı;


  • Parmaklarından öpmek,
  • Saçlarıyla oynamak,
  • Tek kelime etmeden oturmak,
  • En sevdiğin müzikleri paylaşmak,
istemek kadar sevmek, demek istediğim.


18 Haziran 2012 Pazartesi

İçim doluyor, içimden taşıyor .

Hayatıma sakince devam etme isteğim ile başıma işler açma oranımın ters olmasının canımı sıkmasının yanında, canımı sıkan olayların başıma iş açması başımı ağrıtıyor.

Şu günlerde önüme gelen her şeye karşı müthiş sevgi dolu yaklaşmam da ileriki zamanlar için gözümü korkutmuyor değil.

Bir de içim çürümüş gibi hissetmem var .  Gıdıklanıyor ya içim, ne değişik . 
Gözlerimi kapatınca ilk gördüğüm kişi alabildiğine uzakta olduğundan belki,bilmem, ellerim titriyor.

Başımdan aşağı döktüğüm hiçbir su da fayda etmeyince, 'gidicem buralardan'  diyor, en yakın koltuğa oturup tüm şarkıları sırasıyla dinlerken günler geçiyor ve dediğim hiçbir yere gidemiyorum . 



Yani, 
burada canım sıkılıyor olabilir. 


26 Mayıs 2012 Cumartesi

Kafayı yemiş olabilmek

Kafayı yemiş olabilirim.
Ayaklarımızı suya sokma fikri ne komik!
Ben bazen parmaklarımdan ağlarım..

Öylece oturup izleyebilmek bir şeyleri, tanrı tarafından bahşedilen en güzel armağan olabilir.
Hiçbir sorumluluğun yokken, dünyanın tüm yükü omuzlarındaymış gibi davranmak,
Her zaman için pek kolaydır..

Uzun bir süredir seni düşününce durmuyor kalbim.
Aklımdan tamamen çıkmış olabilirsin.
Bu şehirde, kafayı yemiş olabilirsin.

Giden vapurun arkasından el sallamak o kadar kolay değildir
Ve yüzleşmek dalgalarla,
Başbaşa kalınca yalnızlığınla.
Bu şehir, kafayı yemiş olabilir..

20 Mayıs 2012 Pazar

Yazılarıma hiçbir zaman başlık bulamayışım ve emin olamayışım gülümsemelerimden,
gönlümün kanamasını dindirmiyor ve fayda etmiyor şu günlerde dediğim hiçbir kelime.

Çoğu kez gözlerimin doluşu sebepsiz..
Yaptığın ve dediğin her şey, öylesine giz.
Demek istediğim, yine de diyemiyorum ya demek istediğimi; fayda değil bu kabuslarıma hiçbir gelişin.
Düşen omuzlarımı kaldırmıyor hiçbir adam ve kimse öylesine ısıtmıyor gönlümün en ücra köşelerini bir gülümsemesi ile.
 Ancak yine de tüm bunlar
ellerimin titremesine engel değil.
"Bence bizim sevdiğimiz üzülmek.. Üzülmeyi bırakınca sevmeyi de bırakıyoruz."
                                                                                                -Ben 

 Sevmek hakkında böylesine iddialı konuşuşum yakında başıma iş açmazsa hiç açmaz çocuklar.

4 Mayıs 2012 Cuma

Ne yapsam  ,ne söylesem fayda etmiyor bazen. Seçtiğim yolların bir yere çıkmadığını görünce oturup üzülmek için kendime zaman tanıyorum . Yaptığım şey/ler hata/lar/dan çok çocukluk/lar olabilir ve üzgünüm ancak bir yerden sonra bir anda değişmemi bekleyenlere sadece gülümseyebiliyorum. Zorlayınca çok güzel gülümserim. Bazıları bilmiyor, çoğu kez de zorlarım .
Ve gerçekten 'geçersiz' kelimesinin sözlük anlamını çokça yaşıyor olabilirim şu günlerde. Ve tüm bu mallıklarım yine bir sonuca varmayacağımı ,bunun önümüzdeki günlerde de böyle devam edeceğini göz önüne seriyor .


Kendime hatırlatma: 'denemekten vazgeçme' dediğin günleri hatırla.


 'And it breaks my heart , and it breaks my heart' 

28 Nisan 2012 Cumartesi



öylece gittiğin günden beri, tam bir şarkının ortasındayken
hiçbir şarkıyı sonuna kadar dinleyemiyorum ben .


26 Nisan 2012 Perşembe

'Kendine haksızlık ediyorsun be adam' dediysem de dinlenmiyorum yine.
Dinlenmiyorum, devam ediyorum bir heves, anlatmaya.,

Gözlerimin bağı çözülüyor, çöküyorum bulunduğum yere.
Beynimin tüm hışırtısı senden ibaret şimdi
Ya da belki
yalnız bir ilkbahar günü
ve tüm ışıklar söndüğünde artık
Korkacak hiçbir şey yok, diyorum. Hiçbir şey yok.

Bazen yalnız kalmak o kadar kötü değildir .
Ne kadar gelsem sana ,gidenlerin yeri yine dolmaz. Biliyorum .

Yok, ikinci bir tarifi yok tüm bunların.
Oysa korkan yalnız sen varsın sanmışsın.

Kelimelerim üşüyor
Ne desem bilemiyorum yine
sen anla .
.

25 Nisan 2012 Çarşamba

Belki bir şiir .


Hüzünlü bir viyolinin son notalarıydı bu sesindeki.
Rüzgarların elinden tutup,çocuk gibi, zıplamayı başarmıştık biz.
Kalem uçlarım titriyor bu yağan yağmurlar fayda değil.
Ağaçlara sarılıp,çocuk gibi,ağlamayı başarmıştık biz.
Şimdi ne yapsan boş. Ne yapsan gitmez yüreğinin bu ağırlığı.
Birbirimize sarılıp, mayhoş bir yaz akşamı, öpüşmüştük biz.
Hiçbir kağıt götürmüyor gittiğin yere.
Gidebileceğin en uzak mesafe, yine içinde.
Bir ilkbahar; otobüse binip, çocuk gibi, yolumuzu kaybetmiştik biz.
Korkma, üşümeler titretmez ruhunu.
En soğuk akşamlar hayalime sarılarak uyu.
Kış vakti; koşarak , çocuk gibi, uçsuz bucaksız beyazlığa atmıştık kendimizi.
Hiç olmamış gibi, çocuk gibi,sevmiştik birbirimizi .

3 Nisan 2012 Salı


Yüzlerinde, gözlerinin hemen altından çenelerine dek uzanan parıltılar olan kadınlar var. Ben onlara 'gözyaşı yolu' diyorum. Siz ne dersiniz bilmem ancak kim ne derse desin, hoş bir şey değil.
Yağmurlu havanın bile gizleyemediği hüzünleri vardır o kadınların ve gözyaşları hep mavi akar.

Dilimizde hüznün bir başka adı olsaydı eğer, o da mavi olurdu sanıyorum. En efkarlı geceler mavidir. Birinden, bir yerden ayrıldığında içine; ertesi gün yüzüne çöken hüznün rengi mavidir. 
Bahsettiğim bu kadınların, gözyaşlarını sakladıkları küçük şişecikler vardır. Belki aşkın, belki mutluluğun, belki çoğu zaman çokça beklenilen ilhamın formülü o şişeler içerisindedir.
Ve belki bilmediğimiz birçok rahatsızlığın ilacı.. 

Bir filin şefkatle sarılmasıdır o şişenin içindeki.
Ya da bir kuşun gülümsemesi mutsuz çocuklara.
Belki bir çiçeğin, yapraklarını aşıklar için feda etmesi..

Yeryüzündeki en büyük intiharlar ve kocaman yürekler, kimsenin göremediği bu mavilikte saklıdır.
Bir kadının gözyaşı, mavidir..

Ve maviliklerinden öpmek, bir kadını,
şüphesiz en doğru şeydir yapılacak.. 

29 Mart 2012 Perşembe

Boğazın düğümlenmesi 
ne komik şey.

Düşünsenize, bir gün bir adam geliyor bir şeyler söylüyor ve öyle kalıyorsun. Aklından çok şey geçiyor, gerçekten çok. Söylesen belki böyle olmazdı. Ama susuyorsun çünkü boğazın düğümleniyor .
Boğazın düğümlenmese belki mutfakta oturup saatlerce ağlamazdın . Kimse yanına yaklaşmasın diye uyuyormuş numarası yapmazdın .

Diyorum ya
boğazın düğümlenmesi
 komik .

22 Mart 2012 Perşembe

Öyle bir özlemek ki ;

  • Şarkılar kadar özlemek
  • Aradaki mesafeler kadar
  • Küçükken 'ne kadar seviyorsun?' sorusuna kollarını açıp 'Bu kadar' dediğin kadar 
  • En sevdiğin yemekleri yiyememeye başlamak kadar özlemek
  • Kimsenin onun gibi gülmediğini,
  • Onun gibi konuşmadığını,
  • Onun gibi olmadığını anlamak.
  • Öyle bir özlemek ki, vücudunda dokunmadığı yerler buz gibi olurken dokunduğu yerlerin cehenneme dönmesi.
Öyle bir özlemek ki , çok özlemek. 

8 Mart 2012 Perşembe

Bazen doğumgünü;

  • O günü eskisi kadar heyecanla beklemediğini fark etmektir 
  • Sabah banyoda ıslak zemine basmak
  • Yüzünü yıkarken dirseğinden akan soğuk su..
  • Üstünde nedensiz,ağırlık olmasıdır. Ya da her zamanki gibi olmaktır.
  • Tesadüf eseri gerçekleşmiş ve büyük ihtimal ilerleyen zamanlarda pişman olacağın bir olayı birilerinin kutlamasını beklemek,
  • Her kutlayana aynı ses tonuyla aynı cümleyi kurmak,
  • Yorulmak
  • Yorulduğunun farkında olmak
  • Sabahın köründe yürümek.
  • Yürümek ama hiçbir yere gidememek.
  • Babanla 35 saniye konuşarak, tüm zamanların rekorunu kırmak .
  • Hiçbir günden farkı olmadığını anlamak
  • Beklemek.. Otobüs beklemek.
  • Ağzında öyle büyük bir yara çıkması ki, konuşamamak.
  • Midenin bulanması. 
  • Uyuyamamak.
Doğum günüm kutlu olsun .

2 Mart 2012 Cuma

Hepimiz yalnız uyuyoruz zaten

'Biraz daha katlanırsam tüm bunlar ölümden beter hale gelecek' dedi ağır hareketlerle sigarasını söndürürken.. Odanın havası, perdelerden olsa gerek, ağırdı. Ya da söyledikleri ..
'Ne düşünüyorsun peki?' dedim. Çünkü henüz uzun cümleler kuracak halde değildim.
'Bazen, insanların gözleri parmak uçlarında olsaydı ne komik olurdu diye düşünüyorum.'
'Bu soruma cevap değil'
'Doğru, çünkü düşünmüyorum pek. Kafam karışıyor, ruhum düğümleniyor. Gözlerim acıyor . Zaten hiçbir şey  düşündüğün gibi olmuyor. Ben sadece içiyorum. Sigara içiyorum. Bu kötü bir alışkanlıktan çok, gerçeklikten bir süreliğine kaçmaya çalışmak da olsa.. Biraz da alışkanlık sanırım . Bilmiyorum.'
'Akşamları uyuyamadığımda düşünürüm bazen.'
'Uyuyamadığım zamanlar düşünseydim şimdiye profesör olmuştum.'
'Uyuyamıyor musun?'
'Akşamları sanki tonlarca kahve içmiş gibi oluyorum. '
'Bu mevsim sana yaramadı.'
'Diyorum, gitmem gerek buradan. Neresi olursa.. Sadece gündüzler biraz daha uzun olsun,yeter. Giderken kendimi bile bırakacağım burada. '
'Kendinden kaçamayacağın konulu bir şeyler söylemem gerek şu an'
'Yo. Sus sadece. Bak, hava kararıyor. Muhtemelen birkaç yüz kişi yalnız başına uyumak için evlerine dönüyor. Bakma diğerlerine, hepimiz yalnız uyuyoruz zaten.'

1 Mart 2012 Perşembe


Şu aralar sadece, her zamankinden daha fazla kırılıyorum.

Ve eğer daha düzgün nefesler alabilseydim ,
belki beynim kulaklarımdan akacak kıvama gelmezdi .

22 Şubat 2012 Çarşamba

Bir an için düşünün sadece..

 The Pierces- Kill! kill! kill! 

- Size bir şey anlatırken gözleri parlayan bir adam

- Her sabah kocaman gülümseyerek gelen bir arkadaş

- İstediğinizi konuşabildiğiniz bir adam

- Onca şeye rağmen hayata sımsıkı tutunan bir kadın

- Milyonlarca farklı yüz ve milyonlarca ışığıyla moddan moda sokan bir şehir

- İstediğiniz zaman kafanızı uzatıp ay'ı seyredebileceğiniz kocaman bir pencere   düşünün.

Ve tüm bunların bir hayata kısa bir sürede sığdığını düşünün.. 

6 Şubat 2012 Pazartesi

Kendinden ve kafanın içindeki dönüp duran bir takım şeylerden uzun vadeli sıkılmak konulu bir şeyler yazacağım bir gün.

Her gün
kafanda
gezen
bir takım
düşünceler
gördüğün
düşler.
Ve gözyaşları,
onlar hep
düşer.

23 Ocak 2012 Pazartesi




O kadar uzun zamandır yazmıyorum ki.. Sanırım parmaklarım paslandı. Ya da beynimin çarkları.
Çünkü o kadar uzun zamandır düşünüyorum ki..
Kelimeler var.. Çok fazla kelimem var.Ancak hiçbirinin sırası yok.. Öylesine bir sıraya koyup yama yapmamak için, bir süredir içimde tutuyorum hepsini. Tuttukça artıyor.. Kelimeler doluyor, taşıyor.. Ancak yine olmuyor .

Yanlış bir şey olduğunu hissedersin ya, hissediyorum işte. Ama ya söylemeye cesaretim yok ya da korkuyorum sonucundan. Gözyaşları da çözüm getirmeyince derdine, temizlemeyince gönlünün karalarını; artık anlıyorsun ki kaçış yok . Zaten kaçılmaz kendinden. Ağır bir sis perdesi kaplıyor beynini , uykuların kaçıyor geceleri, düşüncelerin karışıyor, cümlelerin kaçıyor, dağılıyor.. Bırak hatırlamayı güzel günleri, düşünmek bile zorlaşıyor bir takım şeyleri.
Kaçıyorsun. Günlük hayattaki sorumluklardan, kitap okumaktan, düşünmekten,yazmaktan, konuşmaktan.. Kelimelerini kendine saklıyorsun. Onlar içinde yer ettikçe, dışarıdan soyutlanıyorsun. Ne fena.
Çoğu kez nedeni bile yok ağlayışlarının ama yine de kimse bilmesin .

Üstümde bir ağırlık var diyorum. Nedenini bilmiyorum, bir şey üzüyor beni. Üzülüyorum. Geçse yine iyi,geçmiyor. Şarkılar etkisini kaybediyor. Doldum diyorum. İçim dolu. Kafam bomboş . Aslında iyi böyle de, biraz güçsüzüm şu aralar . Bir de çok üşüyorum. Hani bir elim buz gibi diğeri sıcak. Ama ikisi birbirine yetmiyor. Bir çift el de yok ısıtacak. Sorsan mutlaka vardır da,yok ama .Sorsan herkes yanındadır zaten.
Ciğerlerim patlayacak gibi. Nefes alırken bile ağrıyor.

Diyeceğim o ki,
Bazı insanlar anlıyor ya ağladığını ,ama bir şey demiyor. O insanları çok sevin.