3 Nisan 2012 Salı


Yüzlerinde, gözlerinin hemen altından çenelerine dek uzanan parıltılar olan kadınlar var. Ben onlara 'gözyaşı yolu' diyorum. Siz ne dersiniz bilmem ancak kim ne derse desin, hoş bir şey değil.
Yağmurlu havanın bile gizleyemediği hüzünleri vardır o kadınların ve gözyaşları hep mavi akar.

Dilimizde hüznün bir başka adı olsaydı eğer, o da mavi olurdu sanıyorum. En efkarlı geceler mavidir. Birinden, bir yerden ayrıldığında içine; ertesi gün yüzüne çöken hüznün rengi mavidir. 
Bahsettiğim bu kadınların, gözyaşlarını sakladıkları küçük şişecikler vardır. Belki aşkın, belki mutluluğun, belki çoğu zaman çokça beklenilen ilhamın formülü o şişeler içerisindedir.
Ve belki bilmediğimiz birçok rahatsızlığın ilacı.. 

Bir filin şefkatle sarılmasıdır o şişenin içindeki.
Ya da bir kuşun gülümsemesi mutsuz çocuklara.
Belki bir çiçeğin, yapraklarını aşıklar için feda etmesi..

Yeryüzündeki en büyük intiharlar ve kocaman yürekler, kimsenin göremediği bu mavilikte saklıdır.
Bir kadının gözyaşı, mavidir..

Ve maviliklerinden öpmek, bir kadını,
şüphesiz en doğru şeydir yapılacak.. 

Hiç yorum yok: