Bir hafta boyunca içimde tuttuktan sonra son iki gündür ağlamalardan ağlamalara koşmama diyecek bir şeyiniz yoksa, ben içimi biraz dökmeye başlıyorum.
Birazcık tüm bu çevremdeki insanlardan, paniklerinden,bir şeyler söylemelerinden, kurdukları cümlelerden sıkılmış olabileceğimi sanıyorum.. Sonra bir an aynı şekilde benim de onları sıktığımı düşününce geçiyor.
Sonra ben insanların benden kaçtığını düşünürken, aslında onları ittiğimi fark ediyorum.
Sonra tabi ki ben de kaçıyorum ve anlıyorsunuz ya, bu mükemmel bir döngü yaratıyor. İttikçe kaçıyorum çünkü.. Sonra tekrar o mesafeyi aşmaya çalışmalar. Demek istediğim, ben hep böyleydim. İnanılmaz mesafelerim vardı , insanlarla arama kurduğum mükemmel çin seddim, ve kafamda milyonlarca soru.. Mesele şu ki, bir yerden sonra buna alışmam gerekirken her seferinde daha da tuhaf karşılıyorum. Bu beni içten içte öyle üzüyor ki çoğu zaman ne için üzüldüğümün farkında bile değiilim. Sadece üzülüyorum.
Bazı akşamlar kitap okurken,bazı akşamlar olan biteni izlerken, bazense fotoğraflara bakarken -evet, fotoğraflara bakarken bile- elimde olmadan üzüldüğümü farkediyorum. Ne kadar doğru bilemem ancak içimde bunun için programlanmış ve sonra saatini şaşırmış bir düzenek olduğunu düşünür oldum. Sürekli, kafasına esince canınızı sıkan bir düzenek. Orada, içinizde ve ordan çıkarılmaya niyeti yok gibi. Biraz da buna siz izin vermiyorsunuz çünkü insanlar bunu göremiyor bile. Demek istediğimi anlatabildim mi bilmiyorum ama umarım bunu bir şekilde öğrenme imkanınız olmaz.
Bazen kuşlara bakarken gülüyorum, bazense aynı şekilde ağlıyorum. Hayat bana çılgın davranıyor olabilir.
Bu belirsizlikler, bu ani değişimler, bu sinirler, bu gerilmeler,bu 'hiçbirinize ihtiyacım yok ama yanımda olmanız hoşuma gidiyor'lar..Bu yalanlar..Tüm bu şeyler, insanın canını sıkıyor.
Elimdeki bütün şarkılardan sıkıldım .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder