Kendim olmalıyım . Bulunduğum kabın şeklini alamam . Kendi kurallarım var. Tam da buna alışmışken, birisi çıkıp 'şunu yapma.', 'şunu şöyle yap' , 'bunu söyleme' , ' bunu söylersen böyle yaparım' ve en önemlisi 'benim yanımda bunları bunları söyleme' leriyle,bana liste çıkartıp, nerede ne diyeceğime nasıl konuşacağıma ve nasıl davranacağıma kendisi karar vermeye çalışıyordu. Bilen bilir, inatçıyımdır. Dediklerini yapıyormuş gibi yapardım,sırf değerli olduğu için . Fakat bir süre sonra,dayanılmaz oluyor. Tıpkı her şey hemen karşınızda dururken,onlara ulaşmak için koşmanızla bir ipin sizi ayağınızdan çekmesi gibi. Hiçbir yere gidemiyorsun.İstediğine ulaşamıyorsun. Kendimi kısıtlamaya alışık değilim, ve artık o kişinin beni yönlendirmelerinden -ve tabii,dolaylı olarak da kendisinden- nefret etmeye başladım . Hiçbir zaman karşımdakini kırarak kendi istediğimi elde etmeye çalışmadım . Fakat artık, artık kendimi tutmuyordum. Benim için önemli değildi. Ben değişmezdim . Özellikle de başkası için . Ve eğer okuyorsa, bilmesini isterim, aynı şeylerin tekrar olmasına izin vereceğimi sanıyorsa, yanılıyor. Anlamadığı şey şu , karşısındakini olduğu gibi sevmek yerine,kafasında yarattığı kişiye uydurup, öyle sevmeyi deniyor. Yanlış yaptığını bilmesini isterim.Ancak bu saatten sonra çok da önemli değil benim için .
Çok sinirlendiğimde böyle şeyler yazmaktan nefret ederim .




