24 Ekim 2015 Cumartesi

Bir düşün..

Yalnızca bir an için düşün ki birini çok sevmişsin bir adamı/kadını mesela  O adam/kadın ki içinin kışını yaza çevirmiş, gözyaşlarını silmiş, omuzları senin evinmiş.. Günlerini, haftalarını, aylarını ve yıllarını onu bekleyerek onu düşleyerek onu düşünerek geçirmişsin, yanında olduğun her an kutsalmış ve kalbi sımsıcakmış.

Bir an için düşün ki onun için çok şeyden vazgeçmişsin. En sevdiğin renkten, en sevdiğin müzikten, o kışın gitmeyi çok sevdiğin kafeden, arkadaşlarından vazgeçmişsin. Kendinden vazgeçmişsin. ''Ona biraz daha sarılabilmek için' demişsin, 'ona biraz daha sarılabilmek için tüm bunlardan tekrar tekrar vazgeçerdim' öyle sevmişsin.

Düşün ki rüyanda görmediğinde özlemişsin, sabah kalktığında, yüzünü yıkarken, kahvaltı yaparken, dışarı çıkarken, otobüste vapurda, dışarda ve evde ve yatarken.. yanında onun olmasını dilemişsin, tüm bunların, günlük yaptığın işlerin gittiğin yerlerin daha anlamlı olacabileceğini düşünmüşsün. Basit bir 'Günaydın' kelimesinin bile onunla cennet kuşları gibi rengarenk pasparlak olduğunu biliyormuşsun ve ona tüm bunları söylemek göstermek ihtiyacı duyuyormuşsun..


Bir de düşün ki bir gün uyanınca veya öylece dalmışken veya aynada kendine bakarken.. Öylece bir anda, sen tüm bunları aklından geçirirken aklının bir köşesine düşüyor ki bu onların hiçbirini sana karşı hissetmiyor. Dediği hiçbir kelimede, hiçbir hareketinde, kurduğu hiçbir cümlede veya hiçbir noktalama işaretinde,.. o senin ne kadar her şeyinse, sen onun o kadar hiçbir şeyi olduğunu fark ediyorsun. Belki başka biri dersin belki elektrik dersin belki değişti dersin. Ne dersen de onun aslında öyle olmadığını fark ettiğin an, -gitsen gidemezsin de çünkü her zaman. Bazen sadece biraz olsun sevgi görebilmek için hepimiz bizi sevmeyen, onlar için bir anlam ifade etmediğimiz insanların yanında olmuyor muyuz sanki- gitsen gidemezsin işte. Öyle kolay her şeyini alıp, son sözünü söyleyip gidemezsin. Kimisi aklını bırakır, kimisi ruhunu, kimisi kalbini.. İşte cesur olan kimisi bunları bırakıp giderken, pek de öyle olmayan kimileri her gün paramparça olmak uğruna, her gün canlarının yanması uğruna orda kalmayı tercih ederler. Ki bana göre bunlar daha da cesurlardır. Zira diğerlerinin bırakıp kurtulduğu bunca acıyı her gün her gün çekmek o kadar da kolay değildir.

İşte tüm bunları anladığın an, ya gidersin biraz daha kendinden vazgeçip, - ve yepyeni bir sen yaratmak, küllerinden yeniden doğmak ,ki zaten insanlığın ruhuna zümrüdüanka kuşundan küller üflenmemiş miydi en başta , gidersin. Gidersin ki kırıkların kaynasın ve eskisi gibi olmasa da bir yerlerde bir şekilde devam edersin. Ya da olduğun yerde durur simsiyah gecelerin içinde gözlerin, ellerin yanana kalbin unufak olana kadar debelenirsin her gece. Siz hangisini seçersiniz bilmem,



Ben ikinciyi seçtim.